tuhaf / mazoşizm…


umut etmeyi hayata annemin karnından dünyaya kovulduğumda, öğrenmiştim.

yanaklarımdan süzülen göz yaşlarım bile olmamıştı. bir garip doğum hikayesiydi benimkisi. önce annemin karnından çıkan cinsiyetim ile sıkıntısı ardından gelen hayatım, göbek bağımın yanlış kesilmesi sonucu geçirdiğim rahatsızlıkla pekişen ölümü yalamam ile başlayan yaşamım… bir korkusuzluk abidesi veya sınırdan dönmeler kumpanyası da diyebiliriz. duygusalım. ama yargılanıyorum.

toplumsal geleneklerden.
erkek adam ağlar mı lan!
…diyen bir çok adem & havva oğlunun  arasında, onların anlattıklarını dinliyorum. çünkü toprak adamı dedem; hiçbir daim bağırmaz ve çocuklarına verdiği öğütleri bize de verirdi arada. “…doğa dinlendikçe, kucağındaki tohumlarını hayatına serpiştirecektir” …derdi. bizler ise hep dinlettiren olmaya yeltendik. katlettik, yaktık ve herşeyin sonu gelene kadar savaştık. bunu anal yoldan anlayanların yarınları ise affedersiniz otoriteye kondom olmakla geçti / geçiyor.
bu aslında onların maddiyat ile toprağın verdiklerini sömürme mantığından ötürü geliyor. onlara bu yargıyı kazıyan ise toplum denilen o boktan sinsile yumağı. herşey topluma göre doğruydu çünkü. gel zaman git zaman bizlerde, bu toplumun içerisinde yaşamayı öğrenmeye çalıştık. başarısız ve sürekli kaybeden olduk. bizce böyleydi. onları mutlu etmek için yaptıklarımız başarısızdı. çünkü alışık değillerdi aşklarımıza, sevgilerimize veya yaptıklarımıza… neden; çünkü topluma göre bunun değeri … gibiydi. piç bırakıldık. herşey şekillendiriliyordu topluma göre.
topluma göre bir taraf olmanız gerekiyordu.
topluma göre sevginizi göstermeniz gerekiyordu.
topluma göre yaşantımızdaki, değerli kişilerin bir ayırdımı olmaları gerekiyordu.
topluma göre bir ahlak yapımız olması gerekiyor ve topluma göre toplumsal bir birey olmanız gerekiyordu gibi gibi bir çok boktan sınıfın içerisinde dönen çarkın maymunu olmanız lazımdı.
bunlar yüzyıllardır o kadar fazla kökleşmişti ki herkes onun adeta apollosu olmuştu. toplum apolletlileri, eğer ona karşıt birşey yaptığınızda, sizi hemen cezalandırıyorlardı. düşünmeden saldırarak. adeta ilkel bir hayvan gibi… oysa ki işlerine geldiklerinde düşünebilen hayvan olduklarını dayatıyorlardı. işte bunun altında, bizlerde yeri geldi tekrar umut etmeyi ve hayal etmeyi istedik.
saçma ve absürttü.
insani duyguların merakını, topluma göre şekillendirip yaşamak, bir hayat kaybedişiydi. aradığımız birşey var. ama ne olduğunu bilemeyecek kadar uzaklaşmışız kendimize… neydik. neyi arıyorduk… tek aradığımız şey doğarken, sonucuna varacağımız ölümü kabullenmeyişimizdi. hepimiz birer tecavüz sonucu, dünyaya gelmişiz gibi bir sanrı mevcut hayatta. pekte haksız sayılmayacak bir önerme. kimsenin seçme hakkı mevcut değil. doğarken bile anne ve babalarımızın tercihleri sonucu dünyaya kovuluyoruz. bazılarımız mutlu ve toplumsallık kurallarını, erekte etmeyen ailelere kavuşuyorken, onları bile hayatımıza yeterince teneffüs edemeyen bağımlı bireylere evriltiyoruz. (örn: okulların yıkıcılığı üzerine….)
çünkü acıyı seviyoruz. dünyaya gelirken sancılarıyla mutsuz ettiğimiz annemizin, loğusa döneminde bizden nefret etmesi bundan olsa gerek…bunun yüzünden marquis de sade, seninle hardsex yapmak istemiyorum…diyesim geliyor.
ama ben garip bir mazoşistim. ve sadistçe bunların acılarını sevgilerimin içerisinde uygulamaya koyulduğumdan beri, yeterince mutlu sevgililerim. hayat çisil çisil giderken, ardından hep geçmişte bıraktıklarımızın üzüntüsünü çekiyoruz. bu işte başka bir mazoşistliği gösteriyor. damarlarımızdan akan ve bunun sebebini sorguladığımız boktan hayata direnmek, ürkekçe bir güvercin korkusundan başka birşey değil. mutluluk ve mutsuzluğun en iyi örneğidir hayat. bakmak ve bakabilmek. okumak ve okuduğunda satırlar arasında damarlarına atılan jiletleri görebilmektir.
—bir kesin neşter —

mutluluk!

kimine göre, tanımlı gündelik ihtiyaçların karşılanması, kimine göre, ayrıntılardan yoksun, kaba sayılabilecek doğal bir güvenlik duygusu, kimine göre ölümsüzlüğe uzanan gerçekleşmeyecek düşleri görme özgürlüğü.

ya mutsuzluk?

mutluluğun eksik kalan kısmı olmalı. hiçbir zaman kağıda dökülebilecek ya da resmi yapılabilecek ayrıntılı bir mutluluk tanımı olmamıştı. bildiği, mutluluğun, soyutun düşmanı olmasıydı. Soyut olmayan bir yaşamın ise, eninde sonunda sıradanlığa sürükleneceği ve bundan daha büyük bir mutsuzluğun olamayacağıydı. Mutsuzluk hayvan türleri arasında yalnızca yaratıcı insan soyuna bahşedilmiş bir ayrıcalıktı.(Yürek Sürgünü,syf: 345)

—bir kesin neşter —
söz keskin bir neşter dizgesinde yaralayıcıdır. bilmenin pedagojisi, hayatımızın sürgünü içerisinde, yaşadıklarımızdan temasını edinir. kimilerince bu saçma olsa da önemli olan bizim anlayışımız ve fikirlerimiz olmalıdır. ne kadar diğerine göre yaşarsak, o kadar ötekileşerek benliğimizi yitireceğiz. bu yüzden istediğin gibi olmak, farklı görünmek veya estetik açıdan diğerlerinden somut bir görünüm almak değildir. farklı olmak, kendince bu sonucu belirlenmiş yaşamda istediğin gibi yaşayabilme mazoşistliğidir. toplumsallık ise kayıp puslu yaşamın, bağımlılık halidir.
tip not: marijuana ile endorfin salgılamak, oksijenle endorfin salgılamanın yanından bile geçemez!
Reklamlar
This entry was posted by LiberterKedi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

halkkonseri

Düşü gerçeğe çevirmenin kavgasını veriyoruz.

yedinci kapı

searching.........

BİRTAKIM YAZILAR

''Okumadığın gün karanlıktasın.''

Onur Özbulut

Sağlık, Eğitim, Danışma

Gizem Dolu

Gizem Sir Bilim Tarih Teknoloji Efsaneler Olaylar Hikayeler Belgeseller.........

KAPANDI

Blog Kapandı

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

kubur fanzin

genel olmayan kültür

Anticopyright-tr Blog

Just another WordPress.com weblog

Bataklik - Dip Kültür

masumiyetini kaybetmiş davranışlar üzerine…

Fanzin

spotlar, show dünyası ve disko topları!

AYDAN ATLAYAN KEDİ

Eğer bir başkasını daha iyi tanıyor olsaydım, kendimden söz etmezdim THOREAU

mitikimgelem

"Mit" dediğin başlanmış, ama henüz sonu getirilmemiş bir sözdür. Roland Barthes

modarzu

moda makyaj ve kadın

sammssara

Just another WordPress.com site

LiberterKedi'nin Güncesi

tarih aptalların tahakkümünde.

Kara Kedinin Günlüğü

...eğer susarsam,öfkem yitik bir vadide yankılanır.

%d blogcu bunu beğendi: